KARADENİZ FIKRALARI

 

 

www.kastelekom.com    Dünya' ya Açılan Pencereniz...
 

 

 

Karadeniz Fıkraları

Nasrettin Hoca Fıkraları

Çeşitli Fıkralar

     

Afrika'da

Avcı Temel, misafirlerine yerdeki ayı postunu göstererek, “Bu ayıyı Afrika'da ben vurmuştum” der. Hayretler içinde itiraz ederler :

“Afrika'da ayı bulunmaz ki...”

Temel güler ve “Ayı bu birader, oranın Afrika olduğunu ne bilsin ?!”

 

İlk hata

Temel'e çalıştığı yerde ilk ay maaşını fazla verirler ; ikinci ay ise eksik... Hemen gidip “Hata var” der.

“Haklısın, ama sana ilk ay fazla vermişiz. Daha önce niye gelmedin ?” derler.

Temel :

“Pen ilk hataları affederum!”

 

İskelet

Biyoloji dersinde öğretmen, bir insan iskeletini göstererek Temel'e sorar :

“Söyle bakalım Temel, bunun adı nedir ?”

“İnsan kilçuğudur öğretmenim”

 

Bilmez

Dursun, çalıştığı inşaatın onuncu katından aşağıya düşmüştür. Temel hızla yardımına yetişip sorar :

“Nasılsın Dursun, bir tarafın ağrıyor mu ?”

Dursun :

“Ne diyorsun sen be!... Çektiğim acı yüzümden okumuyor mu?”

Temel hayrettedir :

“Ah be Dursun! Bilmez misin, benim okuma yazma bilmediğimi ?...”

 

Makinist

Temel'in saati bozulunca saatçiye götürür. Saatçi içini açar ki ölü bir karınca!

Temel olayı çözer tabii :

“Maçinisti ölmüş da...”

 

Çok şey

Temel ile İdris sohbet eder, İdris, Temel'e soru sorar :

“Söyle pakayum, bir bir daha ne eder?”

“içi” der Temel. İdris, bıçağını çekip Temel'i bıçaklar! Karakolda komiser gürler :

“Arkadaşını neden öldürdün?”

İdris içini çeker :

“Çok şey pileydu!...”

 

Düşman

Temel askerdeyken komutanı onu çağırır ve sorar :

“Düşman sana sağ taraftan saldırırsa ne yaparsın?”

“Sol tarafa kaçarım komutanım.”

“Sol taraftan saldırırsa ne yaparsın?”

“Sağ tarafa kaçarım komutanım.”

“Peki iki taraftan saldırırsa ne yaparsın?”

“Kusura bakmayın komutanım ama ha bu düşmanların benden başka uğraşacak işleri yok midur?”

 

Doping

Çok miktarda doping hapı alan Temel, maraton yarışına katılmış. Fakat sonuncu olmuş.

Arkadaşı haklı olarak sormuş :

-Yahu, neden sonuncu oldun?

Temel'in cevabı şöyle olmuş :

-Doping yaptuğum anlaşilmasun diye!!...

 

Gamsız

Temel, çok gamsız biriydi, tembeldi de...

Yerinden kıpırdamaya üşenir, her işini yavaş yavaş yapardı.

Köyün yaşlılarından birisi, sinirlenir ve sonunda :

-Senin çabuk yaptuğun tek şey yok midur?

“Vardır” der Temel.

-Nedur?

-Çabuk yorulayrum!...

 

Hazırlık

Ankara'da bir fakültede okumakta olan Temel'in dersleri kötüye gitmektedir. Sonunda sınıfta kalacağını anlayınca, hemen annesine bir telgraf gönderir :

-Sınıfta kalacağum, babami hazirlayasun...

Ertesi gün gelen telgrafta şunlar yazmaktadır :

-Baban zaten hazirdu, asıl sen kendini hazirlayasun...

 

Telefon

Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya baslar;

-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.

Sıra Türkiye'ye gelir ve Temel baslar anlatmaya ;

-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama bir şey bulamadık. Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.

 

Araştırmacı Temel

Temel hayvanları araştırma konusuna oldukça ilgi duymaktaymış. Bir gün bu merakını gidermek için laboratuarını kurarak çalışmalara başlamış. Örnek hayvan olarak bir PIRE almış. Çok hassas aletler ile bu işe başlayan Temel, eline çok hassas bir neşter alarak pirenin ayaklarının ucundan biraz kesmiş ve masanın üzerine bırakmış ve pireye ZIPLA BAKAYIM diye seslenmiş, doğal olarak zıplayarak dolasan bir hayvan olan pire yarim yamalak da olsa zıplamış, o sırada Temel hemen yakalayarak ayaklarının tamamını yontmuş ve masanın üzerine tekrar bırakarak seslenmeye başlamış. ZIPLA BAKAYIM, ULA ZIPLASANA, ZIPLA BE HAYVAN. Fakat ayakları kesilen pireden hiçbir hareket yok..... Temel hemen kalem kağıdı alarak raporu yazmaya başlamış. PIRE incelendi. SONUÇ: "pirenin ayakları kesilince kulakları duymamaktadır."

 

Temel Balık Avında

Bir gün Temel balığa çıkar.İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar.Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar.Temel dua etmeye baslar. Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden. Hava bir zaman sonra düzelir. Temel evine dönmeye başlar. Bir taraftan da balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla, yarısını dağıtsam olur der.Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısı da çok fazla ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der.Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar. Tam o sırada hava tekrar

bozulur.Temel kafasını gök yüzüne diker ve söyle der."Haçan sen de şakadan hiç anlamiyusun."

 

 

Temel Eczane Açmak İsterse

Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. Fakat eczane açacak parası yok, Girmiş bir eczaneye: - Beyefendi sizde soğan var mi? Adam Temel'i başından savmış.Temel bu durur mu? Her gün yeni saçma sorularla geliyormuş. Bir gün eczacı Temel'e: -Kardeşim senin derdin ne? -Burayı bana sat. Eczacı kurtulmak için eczaneyi satmış,birkaç gün sonra Eczaneyi satan adam içeri girmiş,Temel'e: -Siz de soğan var mı? demiş... Temel adama 'biz de soğan var ama senin reçeten var mi?'demiş....

 

Temel ve Cin

Bir Fransız bir İngiliz ve bir de Temel bir gemi kazasından sonra ıssız bir adaya çıkarlar. İngiliz kumsalda bir lamba bulur. Fransız bunun Alaaddin'in lambası olabileceğini söyler ve lambayı ovuşturur. Gerçektende lambadan bir cin çıkar. "Ne dilerseniz dileyin benden" der. İngiliz "Ben ailemin yanına İngiltere'ye gitmek istiyorum" der. Cin isteği yerine getirir. Sıra Fransız'a gelir. Oda ailesinin yanına Fransa ya gitmek ister. Onun isteği de yerine gelir. Sıra Temeldedir. Temel biraz düşünür. Cin çabuk olmasını söyler. Temel etrafına bakar ve cine dileğini söyler. "Arkadaşlarımda gitti ben bu ıssız adada yalnız kaldım onun için arkadaşlarımı geri getirmeni istiyorum" der.

 

Temel Londra'da

Temel Londra'da otelin birinin odasında kara kara düşünüyormuş. 'Ulan' demiş, -Ben aşağıdan içki isterken Laz olduğum anlaşılır mı acaba? Geçmiş aynanın karşısına ve prova yapmış... -Bana bir fvisku,yok böyle anlarlar -Bana bir raki...'yok' demiş 'böyle de anlarlar. -Bana bir bira.... Tamam demiş, böyle iyi, anlamazlar.... Ve aşağıya inmiş, masaya dirseklerini dayamış ve seslenmiş. Barmen bana bir bira. Barmen Temeli biraz süzdükten sonra sormuş:

Birader sen Laz mısın? Temel -uuuy nasıl anladın demiş;

-burası resepsiyon da, bar karşıda......!

 

Temel Papağan Görürse

Temel şehre inmiş. Bakmış pencere kenarında bir papağan. İçinden: -Allah allah kuşa bak yav....demiş. Tabi bu arada papağan da Temel'in kendisine baktığını görüp: -Ne bakıyorsun hemşerim... demiş. Temel biraz şaşkınlık biraz da saflıkla:

-Afedersun hemşerum. Ben seni kuş sandiydum.

 

Temelin Freni Patlar

Temel kamyonuyla yokuş aşağı inerken freni patlar, kamyonu son sürat gitmeye baslar ve kamyon bir kavşağa gelir.Temel bir bakar sağ tarafta pazar kurulmuş yüzlerce insan ,soluna bakar bir tane çocuk. Pazara girip yüzlerce insanı öldüreceğine çocuğa çarpmayı tercih eder. Ertesi gün gazeteler söyle yazar TEMEL KAMYONUYLA PAZAR YERINE GIRDI 20 ÖLÜ 50 YARALI.

Temele sorarlar niye pazara daldın? Diğer yöne gitmedin? -Temel cevap verir -Benim niyetim aslında çocuğu ezmekti, çocuk pazar yerine kaçınca...

 

At

Dursun :"Yeni atın nasıl?"

Temel:"Olağanüstü.Bugüne dek gördüğüm en nazik at."

Dursun:"Nasıl oluyor bu "

Temel:"Her engelde önce bana yol veriyor."

 

Bahis

Temel ,kamyoneti ile güneydoğu yaylalarında dolaşıyordu.Bir çayırda 500 tane koyununu otlatmaya çalışan Keko'yu gördü.Kan ter içindeydi Keko.

Temel yaklaştı.Sohbeti açtı.Sonra bir teklif getirdi:

"Gel seninle iddialaşalım.Koyununa.Ben kazanırsam bir koyun alırım,sen kazanırsan koynun parasını veririm."

"Peki" dedi Keko.

Temel başladı.

"Ben senin mesleğini tahmin edeceğim.Sen çobansın."

Sonra Keko'nun hayretle açılan gözleri arasında:

"Bildim değil mi "diye sordu."Öyleyse kazandım "

Sonra koyunların arasına daldı.Bir tanesini aldı .Kamyonetinin arkasına attı.

Tam gaza basıp giderken ,"Yağma yok sıra bende "diye bağırdı Keko .Sen Karadenizlisin,adında Temel .

"Vay canına "diye bağırdı Temel "Nereden bildin?"

Güldü Keko...

"500 koyunun arasından benim kırma Karabaş'ı başka kim seçer ki?"

 

Bas Gaza

Tırcı Dursun ile muavin Temel kamyonlarına altı metre yüksekliğinde mal yüklemişler gidiyorlar.

Önlerine bir tünel ve bir uyarı işareti çıkar.

Azami yükseklik dört buçuk metre.

Muavin Temel etrafa dikkatle bakar ve sonra Dursun'a döner:

-"Bas gaza usta ,etrafta polis molis yok."

 

Berber

Temel berber dükkanı açmıştı.

İlk müşterisi geldi.

Temel usturayı eline aldı ve daha birkaç dakika geçmeden,adamın yanağını tam altı yerden kesti.

"Müşteri bana da bir ustura verir misiniz" dedi.

"Hayrola" dedi Temel .."Kendiniz mi traş olmak istiyorsunuz?"

"Hayır "dedi müşteri, "kendimi korumak istiyorum"

 

Çarpma

Hızla gelen bisikletli,yolda yürüyen Temel'e çarpmış, bir de üstelik Temel'e çıkışmış:

-"Salak herif dikkat et bir daha."

-"Niçin " demiş Temel."Tekrar geri mi döneceksin?"

 

Kaza

Dört kişilik bir eğitim uçağı kara denizde mezarlığa düşmüş…

Lazlar 80 ceset çıkarmışlar ve ölü sayısının artmasından korkuyorlarmış.

 

Geçiş

"En çabuk biçimde hastaneye nasıl ulaşabilirim ?"dedi turist .

"Gözleriniz kapalı caddede karşıya geçin . Hatta sizi ambulansla bile yetiştirirler hastaneye" dedi Temel.

 

Geliş

Temel binanın altıncı katından düşmüştü.Hemen etrafını bir kalabalık sardı.Yoldan geçen biri kalabalığı yardı ve yaralı Temel'e sordu:

-"Ne oldu?"

Temel zorlukla cevap verdi:

-" Vallahi bilmiyorum ,ben de şimdi geldim."

 

Maç

İki Karadeniz takımı: Ordu Spor'la Sinop maç yapıyorlarmış.

O esnada stadın yanından bir tren geçiyormuş.

Sinoplular trenin düdüğünü hakemin bitiş düdüğü zannetmişler.

Ve sahayı terk etmişler.Kalan 85 dakikada

Orduspor da gol atamayınca maç 0-0 berabere bitmiş.

 

Elleme !

Karadeniz de iki işçi tarlada çalışırlarken üzerlerinden bir uçak geçmiş.Biri yukarıya bakarak:

-Bak Temel uçak geçiyor.

Öbürü hala işiyle meşgul:

-Ula Dursun elleme geçsin.

 

Neden Perşembe

Karadenizlilere niçin perşembe günü fıkra anlatılmaz?

Cevap: Cuma namazında gülmesinler diye…

 

Paraşüt

Lazlar yeni bir paraşüt icat etmişler:

Yere çarpınca açılıyormuş...

 

Manalı Bakışlar

Temel İstanbul'a yeni gelmiş şehirli arkadaşına dert yanıyordu :

"Uşağım dün otobüste otururken bir ara biletçi bana sanki bilet almamışım gibi manalı manalı baktı ."

"Peki sen ne yaptın?"

Temel cevabı yapıştırdı:

"Ben de sanki bilet almışım gibi manalı manalı baktım."

 

Neden

Karadenizli Temel'e İstanbullu arkadaşı sorar:

"Karadenizliler neden hep soruya karşılık bir soru sorarlar?"

Temel arkadaşına bakarak konuştu."

-"Niçin öyle etmesinler?"

 

Şart

Temel durup dururken başbakan olacağım diye tutturmuş.Memleketin hali berbat,enflâsyon,işsizlik,pahalılık,hırsızlık..

Ama Temel'in inadı inat.İlle de başbakan olacak!

Biri dayanamamış:

-"Ula sen deli misin?"

Temel hayretle sormuş:

-"Şart midur?"

 

Nerede Bunlar?

Temel Avustralya'ya devekuşu avlamaya seyahate çıkmış.Orada malzemelerin hazırlayıp maceraya atılmış.

Bir virajı dönünce bakmış ki; 10,15 tane devekuşu. Hemen arabayı durdurup silahını doğrultmuş. Devekuşları silahı görünce ürkerek kafalarını kuma gömmüşler.Yani kendi akıllarınca saklanmışlar.Temel etrafa bakmış ve kendi kendine sinirli sinirli sormuş:

-Ulan nereye gitti bu hayvanlar?

 

Kaçış

Temel yolda yürürken bir senet bulmuş.Bakmış senedin son günü.... Ne yapacağım diye kara kara düşünmeye başlamış.Sonra gitmiş borç toplayıp senedi yatırmış.Rahat bir nefes almış.

Aynı şekilde bir gün yürürken yine yerde bir senet görmüş. Almış bakmış.Yine senedin son günü.Ama bu ödenecek gibi değil,çok fazla miktarda...

Temel hemen sahte pasaport çıkartıp yurt dışına kaçmış....

 

Bildiğim Fıkra

Temel kahvenin bir köşesinde kendi kendine söyleniyor,arada bir gülüyor,arada bir de hatırladığı bir şeyi boş vermek istermiş gibi elini yukarıya doğru kaldırıp indiriyormuş.Arkadaşları merak etmişler:

-Yahu Temel sen sabahtan beri konuşarak gülüyorsun.Niye?...

Temel:

-Kendi kendime fıkra anlatıyorum.

-Peki ara sıra elini yukarı kaldırıp indiriyorsun...

Temel:

-Yahu bildiğim fıkra aklıma gelirse onu geçiyorum.

 

Bahane

Temelle Dursun ormanda uyuyorlarmış, bir ara Temel Dursun'a seslenmiş.

-Dursun ormanın güzelliğine bak.

Dursun: -Ağaçlardan göremiyorum ki.

 

Tesisatçı

Temel ,Afrika'nın balta girmemiş ormanlarına yolculuk yapıyordu.Tamtam çalan bir zencinin yanında durup"Ne yapıyorsun arkadaş "diye sordu.

"Günlerdir suyumuz yok da...."

"Demek öyle, sende yağmurcuyu çağırıyorsun,değil mi?"

"Hayır, tesisatçıyı."

 

Yanlışlık

Temel, kompartımanda beş çocuğu ve yaşlıca bir adam ile yolculuk yapıyormuş. Çocuklar azıyor, avaz avaz bağırıp birbirlerine fındık fıstık atıyorlar, yaşlı adamın ayaklarını tekmeliyorlarmış.

Nihayet ihtiyarın tepesi attı:

"Çocuklarınıza hakim olmazsanız ben size gününüzü gösterim" dedi.

Temel acı acı gülümsedi.

-"Bana daha ne yapabilirsiniz ki?Aslında ben bir cenazeye gidiyorum.Çocuklardan biri biletleri yuttu,öteki ikisi altlarına ettiler.Cenaze Denizli'de ben yanlışlıkla Adana trenine binmişim.

 

Yardım

Yargıç kaynanasını dövmekten sanık İdris'i yargılıyordu.İdris'in tanığı Temel'e sordu.

-"Bu adamı kaynanasını döverken gördün mü.?"

-"Gördüm hakim bey."

-"Peki niçin müdahale etmedin.?"

-"Yardıma ihtiyacı yoktu hakim bey ,rahat rahat dövüyordu."

 

Zincirleme

Piliç niye yolun karşısına geçmişti?Öbür yana geçmek istediği için...

Ölü çocuk niye yolun karşısına geçmek istemişti.?Pilici kovaladığı için...

Yamyam niye yolun karşısına geçmek istemişti?Pilici kovalayan ölü çocuğu yemek için...

Dazlak niye yolun karşısına geçmişti? Pilici kovalayan ölü çocuğu yemek isteyen yamyamın kıçına bir tekme

atmak için.

Polis niye yolun karşısına geçmek istemişti? Pilici kovalayan ölü çocuğu yemek isteyen yamyamın kıçına bir tekme atmak isteyen dazlağı tutuklamak için.

Temel niye yolun karşısına geçmek istemişti? Pilici kovalayan ölü çocuğu yemek isteyen yamyamın kıçına bir tekme atmak isteyen dazlağı tutuklamak isteyen polise , bu tarafa nasıl geçileceğini sormak için...

Sütçü niye yolun karşısına geçmek istemişti?Sütçü karşıya geçemedi.Bu fıkradan fena halde sıkılmıştı çünkü.

 

Rusça

Fadime'ye sorarlar :

“Kocan Temel'le birlikte Rusça dersleri alıyormuşsunuz, neden?”

“Bir Rus bebeği evlatlık edindik. Çocuk konuşmaya başlayınca ne dediğini nasıl anlayacağız?”

 

Anlayışsız

Temel, polisler tarafından yakalanmış ve sorgu için komiserin karşısına dikilmiştir. Komiser, suçlu namzedi Temel'e bakar bir süre ve sonra sorar :

“Nerede oturuyorsun?”

“Kardeşumla pareperuz.”

“Kardeşin nerede oturuyor peki?”

“Pabamla pareber...”

Sabrı tükenen komiser, bu cevaplar karşısında hiddetlenerek bağırır:

“Peki baban nerede oturuyor?”

Temel şaşkın şaşkın cevap verir :

“Anlatamadum mi komiserum, hep beraber otirayruk.”

 

Hamsinin kafası

Trende, Karadenizlinin biri hamsileri yer ama kafalarını özel bir torbaya yerleştirir. Kayserili dayanamayıp sorar :

“Niye hamsi kafalarını çöpe atmıyorsun da saklıyorsun?”

“Hemşerum! Hamsi kafası ilaçtur, Yiyenlere akıl verur.”

Kayserili inanır. Birkaç tane satın alır, yemeye başlar.

Beş kafaya beş milyon lira vermiştir, ama aklında bir değişiklik olmamıştır. “Acaba az mı yedim?” diye düşünmeye başlamıştır.

“Al beş milyon daha, ver beş kafa!”

“Hemşerum ye bunları da akıllanmaya başla!”

Kayserili onları da yer, ancak aklında bir değişiklik olmaz :

“Yahu, sen beni kandırdın, hamsinin fiyatının iki katına bana hamsi kafası sattın!”

“Tamam hemşerum; bak akıllanmaya başladun!”

 

Terslik

Temel, lokantada bardak ister. Masada ters duran bardakları göstererek; “Var ya!” derler.

Temel :

“Onların tibi teluk, üstü kapalidur.”

 

Düğme

Fadime, bir taraftan düğme diker, diğer yandan da Temel'e laf atar :

“Uyy, biz kadınlar olmasayduk, düğmenizi kim dikerdi ?

“E, siz karular olmasaydunuz biz elbise mu giyerduk?”

 

Otelde

Temel, otelde oda fiyatlarını öğrenmektedir.

Resepsiyon memuru :

“Boğaza bakan bir odamız var; 200 dolar.”

Temel :

“Perdeleru hiç açmazsam kaç para olur?”

 

 

Balık avı

Temel ile Dursun, İstanbul'a yeni gelmişlerdir. İş bulamamaları nedeniyle, aç karınlarını doyurmak için Unkapanı Köprüsü üzerinde Haliç'in kirli balık tutmaya başlarlar.

Temel atar oltasını; kısa bir süre sonra çeker ki, eski bir postal!... Dursun'da atar oltasını; kısa bir süre sonra o da çeker bakar ki, eski bir gömlek!...

Temel bir daha atar oltasını; kısa bir süre sonra çeker ki, bu defa da küçük bir tava!...

Bunun üzerine bağırır :

“Dursun! Hemen tüyelim burdan; galiba aşağıda birileri oturuyor!...”

Motor

Temel, Volkswagen araba alır; önünü açıp bakar ki motor yok!

“Uyy ! Pu nasıl pi mucizedur? Araba motorsuz çalişayi...”

 

Koşu

Dursun, gazeteden başını kaldırıp televizyonda koşan atletleri görür ve sorar :

“Ha bu uşaklar, ne koşarlar böyle?”

Temel cevaplar :

“Ula bunlar koşucudur, başbakanlık kupası için koşarlar.”

“Ha kupayı kime vereceklerdir?”

“Birinciye”

“Öbürlerine bi şey yok mudur?”

“Yoktur.”

“Öyleyse onlar niye koşarlar?”

 

Akşam serinliği

Bir grup turist, kendi aralarında konuşmaktadır. İngiliz, hidrojeni patlatacaklarını, Rus ile Amarikalı Ay ve Merih'i fethedeceklerini söylerler.

Sıra bizim Temel'e gelince, “şu yakında, ha biz da Cüneşe cideceğuz” der.

Böyle bir tasarıdan hiçbirisinin haberi yoktur.

Hayretle sorarlar :

“Nasıl olur? Henüz yıldızların keşfedilmediği evrende Güneşe gidebilmek, olacak şey değil!”

“Peki o kadar sıcağa nasıl karşı koyabileceksiniz?”

Bizim Karadenizli :

“Hesabı sıkı yapılmıştır. Akşam serunluğunda cideceğuz da...”

 

Kırkayak

Lüks bir Mercedes, Temel'e çarpar. Temel'in bacağı kırılır. Hastanede Mercedes'in sahibi hem özür diler, hem de uzlaşma teklif eder.

Temel, “olur efendu” der. “Bağa bir beş yüz milyon pangonot verirsen vazgeçerim davadan.”

“Yahu ne yapıyorsun, ben milyarder miyim?”

“Ha sen milyarder değilsun da ben kırıkayak miyum?”

 

Evlenirken neredeydin?

Temel, bir gün İstanbul'a gitmek ister. Otobüs terminaline varır. Tam bilet almak üzere iken omzuna bir el dokunur:

“Bu otobüse binme, kaza geçirecek!”

Temel, “Adamın bir bildiği vardır” diye düşünür ve bilet almaktan vazgeçer.

Akşam haberlerde o otobüsün kaza yaptığını duyar. Temel, otobüse binmediği için Allah'a şükreder.

Ertesi gün uçakla gitmeye karar verir. Hava yolları terminaline gider. Yine tam bilet alacağı sırada, aynı el omzuna dokunur :

“Bu uçağa binme, kaza yapacak.”

Temel “Hayırdır inşallah!” diye mırıldanarak uçağa bilet almaktan da vazgeçer. Akşam haberlerde uçağın da kaza yaptığını duyar. Tanımadığı bu adama dualar eder ve Allah'a şükreder.

Ertesi günü, “Bari gemiyle gideyim!” diye düşünür ve bilet almak için deniz yolları terminaline gider. Hayret! Yine o adamı görür. Adam yine, yolculuktan vazgeçmesini söyler ona... Temel dayanamaz :

“Sen kimsin?”

“Senin koruyucu meleğinim.”

Temel bunu duyunca, bütün kuvvetiyle adama bağırır :

“Madem koruyucu meleğimsin, yirmi yıl önce Fadime'yle evlenirken neredeydin?”

 

Gözlük

Temel, kasabaya inerek, gözlükçüye girer ve bir okuma gözlüğü istediğini söyler.

Dükkandaki bütün gözlükleri denediği halde, Temel'in hala okuyamadığını gören gözlükçü kan ter içinde, “Kuzum! Sen okuman yazman olduğundan emin misin?” diye sorunca,

Temel şöyle cevap verir :

“Ula! Yoksa şart midur?”

 

Bilirdum size yapacağumu

Alacaklılar kapıya dayanınca, Temel'in kapıya astığı kağıtla karşılarlar :

“Evde yokum, İstanbul'a gittum, Temel.”

Hemen kapıyı kırarlar, ama Temel de çaktırmadan tavan arasına saklanır.

Oradan bakar ki, alacaklılar evin eşyasını götürmektedirler. Kendi kendine söylenir :

“Uyy, Şimdi pen İstanbul'da olmayaydum, pilurdum size yapacağumu...”

 

Karşısında kimse yokmuş!

Temel, Ankara'dan İstanbul'a trenle gelir.

Tren kendisini tutar tabii...Sapsarı ve bitap haldedir. Nedenini sorarlar.

“Ters oturduğum için tren beni tuttu” der.

“Karşında oturana rica etseydin...”

“Aklıma geldi, ama karşımda kimse yoktu.”

 

Merak

Çok kalabalık bir belediye otobüsünde yolculuk eden Temel'in ayağına iri yarı bir adam basar.

Nasırı acıyan Temel, adamın yanına yaklaşır ve sorar :

“Ula uşak, sen nerelisun?”

Adam, Temel'e bakar, nereli olduğunu söyler ve sonra da sorar :

“Niye sordun?”

“Hiç” der Temel. “Bu cins ayular hangi memlekette yetişur diye merak ettum da!...”

 

Açıkgöz

Uzun bir tren yolculuğu sırasında koskoca kompartımanda bir Yahudi ile bir Karadenizli karşılıklı oturmaktadır. Aradan bir süre geçtikten sonra Karadenizliyi safça gören Yahudi, onunla zeka oyunu oynamaya karar verir :

“Sen bilemezsen bana beş bilyon lira verirsin, ben bilemezsem sana on milyon lira veririm.”

Bu ilginç teklif üzerine, safça görünen Karadenizli “olur” der ve ilk soruyu sorar :

“Hançi hayvanın üç ayağı vardır?”

Yahudi kara kara düşündükten sonra, “Bulamadım, al bakalım şu on milyonu” der ve hemen sorar :

“Sen söyle bakalım, hangi hayvan üç ayaklı?”

Bunun üzerine Karadenizli güler :

“Pen de pilmeyrum... Al sen de şu beş milyonu...”

 

Beş para etmezsin

Temel ile Fadime alışverişten dönerken sıkı bir kavgaya tutuşurlar. Oldukça sinirlenen Temel, “Sen beş para etmezsun!”

Bak Fadime! Beş para etmeduğunu kanıtlayacağum.”

Temel, yoldan geçen taksiyi durdurur :

“Maçka'ya beni kaça götürürsün?”

“Beş milyona”

“Peki, bu karı da yanımda olursa kaça gidersun?”

“Yine beş milyona...”

“Bak Fadime! Sen beş para etmeysun...”

 

Tarife

Temel, lüks bir tuvalete girer. Çıkışta tarifeye bakar :

“Büyük : 500 bin TL – Küçük : 250 bin TL”

Çıkarıp 750 bin lira verir :

“Karuşuk”

 

Otobüs

Temel ile Dursun otobüsle İstanbul'a gitmektedirler. Yolun yarısına geldiklerinde şoför bir duyuru yapar :

“Sayın yolcular! Şanzıman bozuldu. Bir saat mola veriyoruz.”

Temel sorar :

“Yahu Dursun! Bu şanzıman nedir?”

“Ha şu vites var ya, işte oni çalıştıran alettir.”

Temel sinirlenir :

“Ben onun bozulacağını baştan anlamıştım. Şoför habire onunla oynuyordu.”

 

Talebe

Temel, sınıfın sonuncusudur. Bu durum babasının canın atak demiştir :

“Bıktım senden, bıktım! Sende hiç utanma yok mu? Sınıfın otuzuncusu olmuşsun!...”

Temel tüm pişkinliğiyle :

“Üzülme baba! Ya sınıf kırk kişilik olsaydı...”