NASRETTİN HOCA FIKRALARI

 

 

www.kastelekom.com    Dünya' ya Açılan Pencereniz...
   

 

 

Karadeniz Fıkraları

Nasrettin Hoca Fıkraları

Çeşitli Fıkralar

     

 

Yemesi kolay olsun

Timur'un defterdarı hesapta bir yanlışlık yapar.

Bunun üzerine Timur o defterdara kağıtları yedirir ve işten kovar. Yerine Nasreddin Hoca'yı alır.

Nasreddin Hoca hesapları yufka üzerine yapmaya başlar. Timur, bunu görür ve sebebini sorar.

Cevap aynen şöyle olur :

- Yemesi kolay olsun diye !

 

 

O kadar gezse

Nasrettin Hoca'ya dert yanıyorlar:

-Yahu Hoca senin karı çok geziyor.

Hoca:Olur mu canım? O kadar gezse arada bir bizim eve de uğrar.

 

Eşek Kadı Olmuş

Nasrettin Hoca'nın eşeği kaybolmuştu...Ama ne kadar aradıysa da bulamamıştı onu.

Aradan aylar geçmişti.

Densizliğiyle ün kazanan tanıdıklarından biri:

-Hocam, demiş,haberin var mı,senin eşek Sivrihisar'a kadı olmuş...

Nasrettin Hoca yanıtlamış adamı:

-Hiç şaşmam...Ben,ders verirken,kulaklarını dikip,öyle bir dikkatle dinliyordu ki...Sonunda adam olacağı belliydi...

 

Eşeği Çaldırmak

Nasrettin hoca,eşeğini çaldırınca çırpınıp bağırmaya,çevresini aranmaya başlamış.Kendisini bu halde gören kadı sormuş ona:

-Eşeği kime, nasıl çaldırdın?

Nasrettin hoca,şöyle bir ters ters bakmış kadıya. Sonra da yanıtlamış onu :

-Bu soruların cevabını bilseydim zaten aramazdım...

 

Lakap

Timur,bir gün Nasrettin Hoca ile görüşürken söz dönüp dolaşıp Abbasi büyüklerine gelmiş.

Timur sormuş:

-Hoca bilirsin ya,Abbasi büyüklerinin hemen hepsinin “Muvaffak-ı Billah”, “Mütevekkil Alallah”, “Mütesim-ül Illah” gibilerinden birer lakabı vardır. Eğer ben de Abbasilerden olsaydım, acaba bana nasıl bir lakap takarlardı? De bakalım...

Nasrettin Hoca bu fırsatı kaçırır mı?

Timur'un yüzüne baka baka:

-Herkes sana “Neuzi Billah” derdi!... deyivermiş...

 

Baba Sözü Dinlemek

Nasrettin Hoca'nın bir oğlu varmış...Ters mi ters ... Ne denirse tam tersini yapan bir çocuk.

Bir gün Nasrettin Hoca ile oğlu Akşehir'e gitmişler. Oradan iki çuval tuz almışlar. Ve eşeğe yükleyip köylerine dönmek için yola koyulmuşlar.

Köylerinin yakınındaki derenin yanına gelmişler, Nasrettin Hoca derenin en sığ yerinden karşıya geçmiş. Oğlu da o sırada eşeği sudan geçirmekteymiş....

Nasrettin Hoca bir de bakar ki, ne görsün, eşeğin sırtındaki çuvallardan biri suya değdi değecek...

Ne yapsın?

Oğlunun da huyunu bildiği için seslenir:

- Sevgili oğlum...Çuvallardan biri suya değecek. Biraz daha asıl da iyice suya gömülsün...

Çocuğun o gün uysallığı üzerindeymiş... Tutup,babasının dediğini yapmış. Sarkan çuvalı batırmış. İşte tam o anda, öteki çuvalda semerin üzerinden devrilmiş...

Ve iki çuval birden suya düşmüş...

Nasrettin Hoca can havliyle oğluna bağırmış:

- Ulan ne halt ettin,salak oğlum?... İki çuval tuz suya karıştı!

Oğlu yanıtlamış:

- Kırk yılda bir baba sözü dinleyelim dedik,gene de yaranamadık..

 

Şükür

Bir gün Nasrettin Hoca Timur'a ayva götürüyormuş.sepet dolu ayvalarla giderken bir köylüye rastlamış. Köylü demiş ki:

- Hocam Timur ayva sevmez sen ona başka bir şey götür.

Bu sefer Hoca ayva yerine incir götürmüş.

Timur inciri yemeye başlamış . Bir tane yiyor bir tanede Hocanın kafasına atıyormuş. Hoca:

-Yarabbi şükür , diyormuş.

Timur sormuş:

- Kafana incir atınca neden şükrediyorsun .

Hoca'da şöyle demiş:

-Ya size ayva getirseydim.

 

 

Al Şu Elimi

Nasrettin Hoca'nın gençlik günleri....

Birkaç arkadaşı ile birlikte Akşehir'deki bir gezinti yerine giden Nasrettin Hoca yemek yedikten sonra , orada bulunan akarsuyun havuzunda ellerini yıkarken birden ayağı kaymış ve havuza düşmüş.

Havuz derinmiş. Nasrettin Hoca, nerede ise boğulacakmış. Onu kurtarmak isteyenlerden biri elini uzatarak :

- Ver elini, diye bağırmış.

Ama Nasrettin Hoca elini bir türlü uzatmıyor ve havuzun içinde çırpınarak kenara yaklaşmaya çalışıyormuş.

Havuzun çevresindeki gençlerden uyanık olan birisi :

- Al şu elimi diye bağırmış.

Nasrettin Hoca , gencin uzattığı eli tutmuş ve havuzdan çıkmış.

Hoca'ya bunun nedenini sordular.

Şöyle yanıt vermiş :

- Arkadaşlar,demiş, sakın kınamayın. Ben , vermeye değil almaya alışmışım.

 

Aydınlık

Nasrettin Hoca bir gün köyde kapısının önünde bir şeyler aranıyormuş.Hocayı gören komşuları yanına yaklaşarak:

- Hayrola Hoca Efendi,demişler,bir şey mi kaybettin?

- Mühürüm düştü de...

- Nerede düşürdün?Söyle, biz de bakıverelim.

- İçerde düşürdüm,avluda...

- Avluda kaybedilen şey sokakta aranır mı be Hoca?

Evinde ve bahçesinde ışığı olmayan Hoca ,bunun üzerine:

- Avlu karanlık.burası daha aydınlık da onun için burada arıyorum,demiş.

 

İnşallah

Nasrettin Hoca bir gün hanımına: “Hanım yarın yağmur yağarsa evde kalacağım, eğer yağmazsa ormana odun kesmeye gideceğim” demiş. Hanımı “İnşallah de bey belli olmaz” demiş. Hoca da kızarak “İnşallahı maşallahı mı var hanım yağarsa evde kalırım yağmazsa oduna giderim demiş.”

Hanımın içine sinmemiş ama susmuş.

Ertesi gün hava güzelmiş ve Nasrettin Hoca ormana gitmiş. O gün de oraya başka ülkeden gezmeye gelen bunun yanında haydutlukta yapan adamlar gelmiş. Nasrettin Hoca'yı almışlar bize rehber ol diye diyar diyar gezdirmişler. Eşeğini falan da almışlar. Birkaç hafta sonra Hoca yorgun argın, üst baş perişan evine gelmiş ve kapıyı çalmış. Hanımı “Kim o? diye sormuş. Hoca da:

-İnşallah Nasrettin Hoca hanım... inşallah Nasrettin Hoca...

 

En İyi Öğüt Hangisi?

Karısı bir gün Nasrettin Hoca'ya sormuş:

- Hoca Efendi, bu dünyada en iyi öğüt hangisi?

- Dünyada en iyi öğüt,bir kadının kocasının öğüdünü dinlemesidir,demiş.

 

Umut Şu Dağın Ardında

Nasrettin Hoca odun getirmek için ormana gitmiş.

Odun toplarken bir de bakmış ki,Eşeği oralarda yok.

Seslenmiş,bağırmış,çağırmış ama eşek çıkmamış ortaya. Odunları bir kenara koyup türkü söyleyerek ağır ağır aramaya başlamış eşeği.

O sırada oradan geçen köylüler:

- Hayrola Hoca efendi, ne yapıyorsun böyle? Demişler.

Nasrettin Hoca:

- Bizim eşek kayboldu da onu arıyorum,diye yanıtlamış.

Köylüler:

- Eşeği kaybolan adam böyle türkü mü söyler? Demişler.

Nasrettin Hoca,sormuş:

- Ya ne yapar?

Köylüler:

- Telaşlanıp,üzülür,demişler.

Nasrettin Hoca, gülümsemiş:

- Bir umudum kaldı, o da şu dağın ardında. Eğer eşeğimi orada da bulamazsam, varın siz o zaman bendeki feryadı seyredin...

 

Size Müjdem Var

Timur , ordusundaki fillerden birini , Nasrettin hoca' nın köyüne göndermiş.

Fil, köyde ne kadar ot varsa ,onları silip süpürüyormuş.dayanamamışlar bu duruma köylüler. Nasrettin hoca 'yı da önlerine katarak, Timur'a şikayet etmek için yola çıkmışlar.

Yolda köylüler , birer ikişer sıvışmaya başlamışlar.

Tek kalan Nasrettin Hoca , Timur'un huzuruna alınmış:

- Köyümüze gönderdiğin filden köylüler çok memnun kaldılar. Yalnız, zavallı hayvan tek başına yaşıyor. Lütfen, hayvancağızın yalnız başına yaşamaması için bir de dişi fil gönderilmesini istiyoruz. İşte bunu arz etmek için huzurunuza geldim… demiş.

Bu sözlere çok sevinmiş Timur.Hemen yanındakilere, Nasrettin Hoca'nın köyüne birde dişi fil gönderilmesi için emir vermiş…

Nasrettin Hoca'nın sevinçli bir haber getirdiğini sanan köylüler sormuşlar Nasrettin Hoca'ya

- Timur'un fili ne zaman geri alacak?

Nasrettin Hoca gülümsemiş:

- Size bir müjdem var . Timur söz verdi , yakında bu filin dişisini de gönderiyor köyümüze demiş.

 

Akşehir'e Gelen Papazlar

Bir gün üç papaz gelmiş Akşehir'e. Sohbet sırasında Nasrettin Hoca'ya sorular sormuş papazlar.

Bir ara papazlardan biri:

- Hoca Efendi,dünyanın tam orta yeri neresidir?

Nasrettin Hoca eşeğinin ön ayağının bastığı yeri göstererek:

- İşte tam burasıdır, papaz efendi, diye yanıtlamış adamı.

Papaz gülmüş:

- Nereden bildin hoca Efendi orası olduğunu?diye sormuş.

Nasrettin Hoca'da gülmüş:

- İnanmazsan ölç diye yanıtlamış papazı.